Miras Davası- Avukat Tahsin Yazıcı Ankara | Avukat Tahsin Yazıcı Ankara

Miras Davası- Avukat Tahsin Yazıcı Ankara

Miras Davası- Avukat Tahsin Yazıcı Ankara

Miras Davası- Avukat Tahsin Yazıcı Ankara

Miras Davası

Miras davaları aileler arasında karmaşık ve duygusal bir süreç olup, mirasçılık haklarıyla ilgili yasal düzenlemeleri içeren hukuki süreçlerdir. Bu tür davalarda, miras bırakanın varlıklarının dağıtımı ve paylaşımıyla ilgili çeşitli unsurlar ve yasal prosedürler ön plandadır.

Tüm bu unsurların dikkate alınmasıyla birlikte, adil ve yasalara uygun bir şekilde çözümlenmesi gereken önemli hukuki süreçlerdir. Bu süreçlerde doğru bilgiye dayalı, uzmanlık gerektiren bir yaklaşım, tarafların haklarının korunması ve adil bir sonuca ulaşılması için kritik önem taşır.

Miras Nedir?

Miras bir kişinin ölümü durumunda geride bıraktığı mal varlığının yasal olarak dağıtılmasını ifade eder. Hukuki bir terim olarak miras, kişinin ölümüyle birlikte mirasçılarına geçen haklar ve bu hakların devriyle ilgili yasal düzenlemeleri kapsar.

Miras  kişinin vefat ettiğinde geride bıraktığı taşınır ve taşınmaz varlıkları, alacakları ve borçları içerir. Yasal düzenlemelere göre, mirasçılar genellikle kanuni mirasçılar veya vasiyetname ile belirlenmiş mirasçılar olabilir. Kanuni mirasçılar genellikle kanun tarafından belirlenmiş akrabaları içerirken, vasiyetname ile belirlenmiş mirasçılar kişinin tercihlerine göre belirlenir.

Miras kavramı, sadece yasal bir olgu olmanın ötesinde aileler arasında çeşitli duygusal ve sosyal dinamikleri de içinde barındırır. Mirasın paylaşılması süreci, aile içi ilişkileri etkileyebilir ve bazen hukuki süreçlerin ötesinde duygusal ve psikolojik etkiler doğurabilir.

Mirasın hukuki boyutu mahkemelerde çözümlenir ve miras davaları yasal süreçlerle belirlenir. Mirasçıların hakları, miras paylaşımı sürecinde dikkate alınır ve yasalara uygun olarak belirlenir.

Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, miras kavramı hem hukuki hem de sosyal açıdan oldukça derin ve karmaşık bir konu olarak karşımıza çıkar. Bu karmaşıklık, mirasın sadece mal varlığından ziyade aile ilişkilerini, hukuki süreçleri ve toplumsal dinamikleri de içeren geniş bir konudur.

Miras Davasında Temel Hukuk İlkeleri Nelerdir?

Miras hukuku, bir kişinin ölümü durumunda mirasçılarına bıraktığı mal varlığının nasıl dağıtılacağını düzenleyen hukuki bir alandır. Bu hukuki alanın temelini oluşturan belirli ilkeler, mirasın adil ve düzenli bir şekilde paylaşılmasını sağlamak amacıyla belirlenmiştir.

·         Mirasçılık İlkesi

Miras hukukunun temel ilkelerinden biri mirasçılık ilkesidir. Bir kişinin ölümü durumunda, mirasçıları belirlemek için kanunlar genellikle belirli bir sıralamaya veya düzene dayanır. Bu sıralama, kanuni mirasçıları belirler ve en yakın akrabalardan başlayarak uzak akrabalara doğru bir sıra izler.

·         Eşitlik ve Adil Paylaşım İlkesi

Bir diğer önemli ilke eşitlik ve adil paylaşım ilkesidir. Bir mirasın paylaşımında, mirasçılar arasında adil bir şekilde bölüşüm yapılması önemlidir. Bazı durumlarda, kanunlar belirli akrabalara öncelik tanıyabilir ancak genellikle mirasın eşit olarak paylaşılması esastır.

·         Vasiyet İlkesi

Vasiyetname, bir kişinin mirasını ölümünden sonra nasıl dağıtılacağını belirleyen önemli bir belgedir. Bu ilke, kişilerin ölümünden sonra mal varlıklarının belirli bir düzene göre paylaşılmasını sağlar. Ancak vasiyetname düzenlenirken belirli yasal prosedürlerin ve kriterlerin takip edilmesi gerekir.

·         Mirasın Devri ve Reddi

Miras hukukunda, mirasın devri ve reddi gibi konular da önem taşır. Bir mirasçı, mirası reddetme veya bir başka kişiye devretme hakkına sahip olabilir. Bu süreçlerde yasal prosedürler ve belirli zaman çerçeveleri bulunur.

·         Mirasın Korunması ve Saklı Pay

Miras hukukunda, bazı durumlarda belirli kişilere saklı paylar tanınabilir. Bu saklı paylar, belirli mirasçılara yasal olarak ayrılmış bir payı ifade eder ve diğer mirasçılar tarafından kullanılamaz.

Miras hukukunun temel ilkeleri, mirasın adil ve düzenli bir şekilde dağıtılmasını sağlamak için oluşturulmuştur. Bu ilkeler, hukuki süreçlerde ve miras davalarında karar alınırken rehberlik eder ve mirasçıların haklarını korur.

Miras Davası Süreci Nasıl İlerler?

Miras davaları, bir kişinin vefatı sonrasında mirasçıları arasında mal varlığının paylaşımını belirlemek için açılan hukuki süreçlerdir. Bu süreç, belirli adımlardan oluşur ve genellikle aşağıdaki aşamaları içerir:

1.    Mirasın Değerlendirilmesi ve Mirasçıların Belirlenmesi

Miras davası süreci mirasın değerlendirilmesiyle başlar. Kişinin geride bıraktığı mal varlığı, taşınır ve taşınmaz malların değerlemesi yapılarak belirlenir. Aynı zamanda mirasçıların belirlenmesi de bu aşamada önemlidir. Kanuni mirasçılar ve varsa vasiyetname ile belirlenmiş mirasçılar belirlenir.

2.    Mirasın Paylaşımı ve Davanın Açılması

Mirasın paylaşımı süreci, mirasçılar arasında adil bir şekilde dağıtımını içerir. Eğer mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa veya belirlenmesi gereken durumlar söz konusuysa, miras davası mahkemeye taşınabilir. Dava mirasın paylaşımının yasal prosedürlere uygun şekilde gerçekleştirilmesini sağlar.

3.    Delil Sunumu ve Mahkeme Süreci

Miras için mahkeme süreci, delil sunumu ve yasal argümanların sunulmasıyla devam eder. Mirasçılar veya ilgili taraflar, mahkemeye belgeler, tanıklar veya diğer kanıtlar sunarak iddialarını desteklerler. Mahkeme, sunulan delilleri ve kanıtları değerlendirerek kararını verir.

4.    Karar Aşaması ve Miras Paylaşımının Belirlenmesi

Mahkeme, sunulan deliller ve yasal argümanlar üzerine kararını verir. Miras paylaşımı, yasalara ve mahkeme kararlarına uygun olarak belirlenir. Bu aşamada, mirasın nasıl paylaşılacağı, hangi mirasçının hangi mal varlığına hak kazandığı belirlenir.

5.    Miras Davasının Sonuçlanması ve Uygulanması

Miras davasının sonuçlanmasıyla birlikte, mahkeme kararı kesinleşir ve mirasçılara düşen paylar belirlenir. Bu aşamada, mirasın fiziki olarak paylaşımı veya malların satılması gibi işlemler gerçekleşebilir. Mahkeme kararı doğrultusunda mirasın dağıtımı tamamlanır.

Miras davası süreci, yasal prosedürlere uygun olarak ilerler ve mahkeme kararlarıyla sonuçlanır.

Miras Paylaşımı

Mirasın paylaşımı, bir kişinin vefat etmesi durumunda geride bıraktığı mal varlığının mirasçıları arasında nasıl bölüştürüleceğini belirler. Bu süreçte, mirasçıların sahip olduğu haklar ve paylaşım süreci önem taşır.

Paylaşımda mirasçılar kendi aralarında yapacağı taksim sözleşmesiyle mirasın ne şekilde paylaşacağını serbestçe karar verebilme haklarına sahiptir. Bu sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve tüm mirasçıların katılmasıyla gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu esnada bir mirasçı dahi katılım gerçekleştirmez ise sözleşme geçersiz kabul edilir.

Kendi aralarında mirasçıların anlaşamamaları durumunda ise miras paylaştırma davası açılarak mirasın paylaştırılması sağlanmaktadır. Paylaşımı için her mirasçının dava açma hakkı bulunurken açılacak davanın tüm mirasçılara karşı olması gerekmektedir.

Kimler Mirasçı Olabilir?

Miras hukukunda 2 tür mirasçı bulunmaktadır. Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar olarak değerlendirilir. Yasal mirasçılar:

·         miras bırakanın iradesine bağlı olmayan ve kanunen mirasçı sayılan kişiler,

·         kan hısımları,

·         sağ kalan eş,

·         evlatlar ve evlatlık olanlar,

·         altsoy kişiler

olabilmektedir. Atanmış mirasçılar ise kişinin özgür iradesiyle vasiyetname yoluyla mirasının dilediği kısmını bıraktığı kişilerdir.

Yasal mirasçılar zümre esasına göre belirlenmektedir. Ülkemizde zümre sistemi 3 dereceden oluşturulmaktadır. Birinci derecede mirasçı var ise sonra gelen derecedeki kişiler mirasçı olarak kabul edilmezler. Birinci zümre de yasal mirasçı bulunmuyor ise ikinci derecedeki mirasçılara burada da mirasçı yok ise üçüncü cümledeki mirasçılara hak geçmektedir.

Miras payında oranlar miras bırakanın eşinin sağ olup olmama durumuna göre farklı ulaşabiliyor. Sağ kalan eşin herhangi bir derecede mirasçı olması mümkün değildir. Hangi derecenin mirasçılık hakkı var ise sağ kalan eş o zümreye ile birlikte mal varlıklarının mirasçısı haline gelir.

Miras bırakan kişinin eşi yok ise bu durumda alt soyu alır ve eşit bir paylaşım gerçekleştirilir. Anne ve babadan birinin vefat etmesi halinde kendi alt soyunu miras bırakanın kardeşleri alacaktır. Birinci ve ikinci derecede mirasçısı bulunmuyor ise bu durumda üçüncü dereceden büyükanne ve büyükbabaya miras kalabilir ve aralarında eşit pay söz konusudur.

Eğer sağ kalan bir eş varsa bu durumda miras payı eşle birlikte mirasçıların derecesine göre değişir. Miras paylaşımında sağ kalan eş bulunması halinde pay oranları

·         Sağ kalan eş altsoyu ile mirasçı olur ise mirasın ¼ alır.

·         Sağ kalan eş, eşinin anne ve babasıyla birlikte mirasçı olur ise yarısını alır.

·         Yine sağ kalan eş büyükanne ve büyük babasıyla mirasçı olur ise 3/4' alır.

Bu durumda kalan diğer kısımlar ise diğer mirasçılık zümrelere göre dağıtılır.

Miras Davası Nasıl Açılır?

Davanın niteliğine göre hazırlanacak bir dava dilekçesiyle yetkili mahkemeye başvurmak ve harcı yatırmak suretiyle dava açılabilmektedir. Miras davası görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi ya da Asliye Hukuk mahkemeleri görevli mahkemelerdir.

Miras sebebiyle istihkak ve tasarrufun iptali davalarında ise murisin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemeler olarak belirlenmektedir. Miras davası açılmadan önce mutlaka mirasçıların kimler olduğunun belirlenmesi gerekiyor. Çünkü dava sürecinde dava dilekçesinin tüm tarafları tebliğ edilmesi gerekir. Bu nedenle de tarafların kim olduğu ve tarafların adreslerinin doğru bir şekilde tespitiyle dilekçenin hazırlanması gerekiyor.

Miras davasının açılabilir olması için:

·         mirasçıların miras hakkına tecavüz eden tasarruflarda bulunulması gerekmektedir,

·         geriye dönük miras hakkı alınması için tenkis davası açılabilir.

·         Mirasçılar tarafından paylı olarak taşınır veya taşınmaz malların paylaştığı kişisel mülkiyete geçişin sağlanması için izale-i şüyu davası açılabilir.

·         Mirasçılar arasında doğan miras ortaklığının sona erdirerek kişisel mülkiyete geçişinin sağlanması için miras paylaşımı davası açılabilir.

Miras paylaşımı yapılmadığından kişisel mülkiyete herhangi bir malın geçişi sağlanamaz. Paylaşım yapılmadığı müddetçe yasal mirasçıya da atanmış mirasçı olup olmadığı fark etmeksizin tüm mirasçılar miras ortaklığına dahil edilmektedir. Paylaşım konusunda anlaşmazlık bulunması halinde açılması gereken dava miras paylaşımı davasıdır.

Miras Davaları Ne Zaman Açılabilir?

Bu tür davaların zaman aşımı süresi geçişi bitmeden açılmalı ve davanın niteliğine göre de zaman aşımı süreleri farklılık göstermektedir. Davanın niteliğine göre bir yıl ile 20 yıl arasında değişen zamanaşımı süreleri bulunmaktadır. Miras davalarında zaman aşım süreleri ve açılabilir zaman dilimi:

·         Denkleştirme davalarının zaman aşımı 10 yıldır.

·         Tenkis davası murisin ölümünden ya da mirasın açılmasından itibaren 5 yıldır.

·         Mirasçılık belgesinin iptali için bir zaman aşımı süresi bulunmamaktadır.

·         İstihkak davası bir yıl ve vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içerisinde açılmalıdır.

Dava temel olarak murisin ölümünden sonra açılmakta olup miras hakkı da ölüm olgusunun gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. Yaşayan bir babaya miras davasının açılabilmesi söz konusu değildir.

Miras Davası Ne Kadar Sürer?

Davaların ne kadar süreceği davanın türüne göre değişmektedir. Sizleri açıklanacak olan süreler kati süreler olmamakla birlikte ortalama süreler üzerinden zaman tespiti yapılabilmektedir.

Miras alacak davası ortalama olarak bir yıl içerisinde kesin karara bağlanıyor. Veraset ilamının iptali davaları da en geç bir yıl içerisinde sonuçlanmaktadır. Miras paylaşımı davaları 10 yıla kadar uzayan bilmekle birlikte ortalama 2 yıl içerisinde tamamlanır.

Tenkis davasının ortalama süresi 1,5 ile 2 yıl arasında değişmektedir. Muris muvazaa davası ise en uzun süren davalardan biri olup ortalama 5 yıl içerisinde sonuçlanıyor. Tapu İptal ve tescil davaları için ortalama süresi yine bir buçuk yıl olmaktadır.

Miras Davasında Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözümler

Miras davaları, mirasçılar arasında mal varlığının paylaşımını belirlemek için açılan hukuki süreçlerdir. Bu süreçte bazı sorunlar ortaya çıkabilir ve çeşitli çözümler gerekebilir.

Mirasın Değerlendirilmesi ve Anlaşmazlıklar

Mirasın değerlendirilmesi sürecinde ortaya çıkan bir sorun, mirasa ait varlıkların doğru bir şekilde değerlendirilememesi olabilir. Taşınmaz malların veya diğer varlıkların değerinin belirlenmesinde anlaşmazlıklar çıkabilir. Bu durumda, bağımsız bir değerleme uzmanının görüşü alınabilir veya taraflar arasında uzlaşma yolları aranabilir.

Mirasçıların Belirlenmesi ve Tartışmalar

Mirasçıların belirlenmesi karmaşık olabilir, özellikle vasiyetname olmaması veya belirsizlik durumunda. Bu durumda, mirasçıların yasal olarak belirlenmesi için genellikle mahkemeye başvurulur. Bazen mirasçılık durumu tartışmalı olabilir ve mahkeme süreci uzayabilir.

Vasiyetnameden Kaynaklı Uyuşmazlıklar

Vasiyetnameden kaynaklanan uyuşmazlıklar da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Vasiyetnamede belirsiz ifadeler veya çelişkili hükümler bulunabilir. Bu durumda, vasiyetnamedeki ifadelerin yorumlanması veya vasiyetnamede düzeltilmeler yapılması için mahkeme süreci başlatılabilir.

Mirasın Paylaşımında Eşitlik İhlali ve Çözüm Yolları

Bazı durumlarda, mirasın paylaşımı sürecinde eşitlik ilkesi ihlal edilebilir. Örneğin, bir mirasçıya diğerlerine oranla daha fazla pay verilmiş olabilir. Bu durumda, mahkeme tarafından adil bir çözüm bulunması gerekebilir.

Arabuluculuk ve Uzlaşma Yolları

Miras davalarında, uzlaşma veya arabuluculuk yolları sıklıkla tercih edilen çözüm yollarıdır. Taraflar arasında anlaşmazlıkların çözümü için kullanılır ve mahkeme sürecine alternatif olarak görülebilir.

Miras davalarında ortaya çıkan sorunlar, uzmanlık gerektiren karmaşık durumlardır. Bu sorunların çözümü için yasal danışmanlık almak veya uzmanların yardımını almak önemlidir.

Reddi Miras (Mirasın Reddi)

Reddi miras, bir mirasçının mirası almayı reddetme hakkıdır. Bir kişinin vefat etmesi durumunda, mirasçılar mirası kabul etme veya reddetme hakkına sahiptirler. Reddi miras, bir mirasçının mirası kabul etmeyi tercih etmediği durumlarda devreye girer. Bu, mirasın getireceği sorumluluklar, borçlar veya diğer sebeplerden dolayı mirası kabul etmek istememe durumunu ifade eder.

Türk Medeni Kanunu’nun 605. Maddesine göre murisin ölümünden sonra hak ve yükümlülüklerin tamamen reddedilmesi gerçekleştirilebilir. Bu durumda ise mirasın gerçek reddi ile hükmi reddi olarak üzere miras reddi gerçekleştirilebilecektir.

Mirasın Gerçek Reddi

Mirasın gerçek reddi yasal ya da atanan mirasçıların miras bırakanın ölümünden sonra kendi iradeleriyle mirasçılık sıfatına son vermek için kullandıkları haklarıdır. Türk medeni Kanunu'nun 609.uncu maddesine göre kayıtsız ve şartsız sor ve kalp mahkemesine sözlü veya yazılı bir beyan ile bildirimi yapılabilir. Mirasın reddinin herhangi bir şarta bağlanmaması gerekçesiyle miras reddi kabul edilecektir.

Miras Hükmi Reddi

Mirasın hükmen reddinde ise yine yasal ya da atanmış mirasçıları mirasın reddedilmesi için ayrıca bir irade beyanında bulunmasına gerek olmadan sonuçlandırılmasıdır. Miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren aczi belli ise bu durumda mirasçılar mirası reddetmiş sayılmaktadır.

Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Mirasın gerçek reddinde miras bırakan kişinin son yerleşim adresindeki Sulh Hukuk Mahkemesine beyanda bulunulması gerekir. Reddi miras dava yolu ile yapılır. Kısmi reklam mümkün olmadığı gerekçesiyle mirasçıların beyanlarının kayıtsız ve şartsız olarak tamamı için reddedilmesi gerekiyor.

Reddi Miras Süresi Nedir?

Mirasın hükmi olarak reddedilmesi için herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır. Gerçek reddi için ise 3 aylık hak düşürücü süre belirlenmiştir. Bu süre mirasçı olduklarını öğrendikleri andan itibaren başlatılıyor. Ancak TMK 615. Maddesinde de açıkladığı üzere yasal ve atanmış mirasçılara önemli sebeplerin olması nedeniyle ek bir ret süresi verilebilmektedir.

Miras Davalarının Çeşitleri

Miras davaları mirasın paylaşımıyla ilgili yaşanan uyuşmazlıkların çözülmesini amaçlar. Miras davalarının çeşitleri şunlardır:

·         Mirasın Taksimi Davası:

Mirasın paylaşımı sürecindeki anlaşmazlıkların çözümlendiği davadır. Mirasçılar arasında mal varlığının nasıl paylaşılacağı konusunda uyuşmazlık olduğunda açılır.

·         Vasiyetin İptali Davası:

Vasiyetnamede bulunan hükümlerin geçersiz kılınmasını talep eden davadır. Vasiyetin yazılma şartlarına uyulmamış olması veya vasiyetname sahibinin irade dışı baskı altında olması gibi durumlarda açılabilir.

·         Miras Mallarının Tespiti Davası:

Mirasın içeriğinin belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Mirasçılar arasında hangi malların mirasa dahil olduğu veya değerinin ne olduğu konusunda anlaşmazlık olduğunda bu dava açılabilir.

·         Miras Hakkından Yoksun Bırakılma Davası:

Yasal mirasçıların mirastan haklarının gasp edildiğini iddia ettikleri davadır. Örneğin, miras hakkı tanınmayan veya hakları kısıtlanan mirasçılar tarafından açılabilir.

·         Mirasçılık Belgesi İstem Davası:

Mirasçıların, mirasın paylaşımı sürecinde haklarını kanıtlamak için mirasçılık belgesi almak amacıyla açtıkları davadır. Mirasçılık belgesi, mirasçının mirası kabul ettiğini ve paylaşım sürecinde hak sahibi olduğunu kanıtlar.

·         Mirasın Reddi Davası:

Bir mirasçının mirası reddetme hakkını kullanmak istediği durumlarda açılan davadır. Mirasçı, mirası kabul etmeyi reddetme kararı aldığında bu dava açılabilir.

Bunlara ek olarak mirasta hak kazanma davası( İstihkak), tereke varlığının tespiti, veya mirasın iadesi gibi birçok dava türü bulunuyor.

Bu davaların her biri, mirasın paylaşımı sürecinde ortaya çıkan farklı hukuki konuları ele alır ve mirasçıların haklarını korumak veya belirli durumları çözüme kavuşturmak için açılabilir. Her durumda miras davası avukatından destek almak gerekiyor.

Mirasta Tenkis Davası

Tenkis davası, bir vasiyetname ile yapılan miras taksiminde, vasiyetnamenin hükümlerine aykırı olarak yapılan bazı işlemlerin veya bağışların hukuki olarak geçersiz kılınması için açılan bir davadır. Bu davada, vasiyetnamede belirtilen hükümlere uyulmamış ve miras paylaşımında eşitlik ilkesi veya yasal mirasçıların hakları ihlal edilmiş olması gerekir.

Tenkis davası genellikle miras bırakanın vasiyetname ile mirasını düzenlediği durumlarda ortaya çıkar. Vasiyetnamede yer alan hükümlere aykırı olarak, vasiyetin yapıldığı sırada miras bırakanın yasal zorlamalar veya hileler sonucunda bir mirasçı lehine avantaj sağlamak amacıyla bazı malların veya hakların devredilmiş olması durumunda tenkis davası açılabilir.

Bu dava ile mirasçılar, miras bırakanın vasiyetnamenin hükümlerine uymadığı veya eşitlik ilkesini ihlal ettiği iddiasıyla, vasiyetname hükümlerinin veya yapılan işlemlerin hukuki olarak iptal edilmesini talep ederler. Mahkeme, bu durumu değerlendirerek vasiyetnamenin veya yapılan işlemlerin geçersiz olup olmadığına ve eğer geçersizse mirasçıların haklarına uygun şekilde paylaşımın nasıl yapılacağına karar verir.

Mirasta Tenkis davasının koşulları:

·         Söz konusu kazandırmaların hukuken geçerli olması,

·         Saklı paylı mirasçılar tarafından açılamaması,

·         Murisin saklı paylarının ihlal edilmiş olması ile açılabilir.

Miras Davalarında İspat Yükü

Miras davalarında ispatlanması gereken durumlarda mirasçı konumunda olduklarını göstermeleridir. Miras bırakanın ölümünden sonra mutlaka mirasçılık belgesi veya veraset ilamıyla ispat edilebilmesi mümkündür.

Yasal mirasçıların dışında atanmış mirasçılar içinde bu hususlar mirasçılık sözleşmesi ya da vasiyetname üzerinden kanıtlanabiliyor. Diğer hususlarda ise mutlaka dava açılması ve davaya konu hususun ispatlanması ile yükümlü olunmaktadır.

Bir miras sebebiyle istihkak davası açılacak ise davacı istihkakı konu olan mal varlığını haksız bir şekilde elde edildiğini ispatlama konusunda yükümlüdür. Eğer davalının malının elinde olmasının bir sebebe dayandığını ifade ediyor ise bu sebebi mutlaka ispat etmesi ve dava sürecine geçilmesi gerekmektedir.

Haklı bir şekilde ispat edilmekle mükellef olan kişilerin karşısında davalı ise hakkı olarak malı elde ettiğini ispat etmek zorundadır.

Miras hukuku çok geniş bir hukuk olmakla birlikte uzman avukat tarafından destek almak miras hücrelerindeki hak kayıplarını engelleyecek ve olabilecek en adil şekilde paylaşımın gerçekleştirilmesini sağlayacaktır.

 MİRAS DAVASI

Miras Davası ölen şahısların ardında bıraktıkları malvarlıkları ile ilgili olan davalardır ve davanın açılabilmesi için miras bırakanın vefat etmiş olması gerekmektedir. Miras davalarında açılacak olan dava türüne göre yetkili mahkemelerde değişiklik gösterecektir. Tapu davalarında Asliye Hukuk Mahkemeleri, vasiyetname ile ilgili davalarda Sulh Hukuk Mahkemeleri yetkilidir. Miras davalarında yapılan hatalar fazla olduğu için hak sahipleri hak kaybına uğrayabilmektedirler. Dava açılmadan önce konu ayrıntılı bir şekilde araştırılmalı gerekirse bir avukat tutulmalıdır.

MİRAS DAVASI NASIL AÇILIR?

Miras Davası davaya konu olan tüm taraflara tebliğ edileceği için uzun sürebilecek davalardandır. Öncelikle mirasçıların belirlenip ikamet adreslerinin tespit edilmesi gerekir. Konuya müdahil olan sekiz kişi varsa hepsine de tebligat yapılacağından bunların bir kaçının vefat etmesi halinde hak sahibi olacak yeni kişilerin de tespit edilip bilgilendirilmesi gerekecektir. Taraflardan birinin adresinde bulunmaması işi daha da zorlaştıracaktır. Vefat eden murisin (vefat eden miras bırakan kişi) mal tespiti yapılıp sahip olduğu mal varlığından devir yapılıp yapılmadığı, mirasçıların ne kadar pay alacakları, yasal mirasçıların tespiti, miras reddinin olup olmadığı gibi konularında açığa kavuşturulması gerekir. Murisin bıraktığı miras yakınlık derecelerine göre paylaştırılarak dağıtılır. Eşi ve çocuklar, anne ve baba ile diğer akrabalar yakınlıklarına göre pay alırlar.

MİRAS DAVASI HANGİ MAHKEMEYE AÇILIR?

Miras davasının yetkili bir mahkemeye başvurularak açılması gerekir. Yetkili mahkemeler ise murisin son ikametgâh adresinin bulunduğu yerdeki mahkemelerdir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesidir. Eğer tapu tescili ile ilgili bir dava ise görev yetkisi Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Miras Davası içeriğine bakılarak ilgili mahkemeye müracaat edilerek açılmalıdır. Aksi durumda sonuç alınamayacaktır. Başvuru sırasında mahkemece belirlenen harç bedeli ödenir. Davacı sayısı fazla olduğunda aralarında bir vekil seçip haklarını ona verebilirler. İmza atma gibi işlemlerde sayı azalacağından işlemler hızlanacaktır. Davanın sonuçlandırılabilmesi için miras paylaşımının doğru bir şekilde yapılmış olması gerekir. Yaşanan anlaşmazlıklar dava sürecini uzatacağı gibi içinden çıkılmaz bir hal almasına da sebep olabilecektir. Mümkün olduğunca dava öncesi anlaşmaya varıp gerekirse vekil aracılığı ile işlemleri hızlandırmaya çalışılmalıdır.

vergi hukuku

Telefon
WhatsApp